Gözünüzde canlandırın. Özgürlüğünüz elinizden alınmış. Güneş ışığının sıcaklığınıartık hissedemiyorsunuz. Rahat evinizi kaybetmişsiniz.

Bunun yerine, zifiri karanlık bir mağarada yaşıyorsunuz. Korkunç derecede rutubetli. Sıcaklık 12 derecenin üzerine çıkmıyor.

Bir an için bu fikri ele alın ve Coleridge’in “inanmama eylemini istemli olarak askıya almak” dediği şeyi yapın.

    Gözünüzde canlandırın. Bütün hayatınız boyunca o mağaranın bir iç duvarına bakacak halde zincire vurulmuşsunuz. Arkanızda bir ateş yanıyor. Işığı duvara vuruyor. Zincirler yüzünden dönüp ışığın kaynağına bakamıyorsunuz. Sadece önünüzdeki duvara bakabiliyorsunuz.

Günlerinizi arkanızdaki ateşin önünden geçen insanların ve başka şeylerin duvara yansıttığı gölgelere bakarak geçiriyorsunuz. Gölgeler hareket ve dans ediyor. O gölgelere anlamlar yüklüyorsunuz. Hareketlerini yorumluyorsunuz. Gölgeleri kimlerin yansıttığını tahmin etmeye çalışıyorsunuz. Gölgeler, mağarada oturduğunuz loş köşenin dışındaki gerçeklikle ilgili görebildiğiniz tek şey.

O gölgelere dayanarak hayatınızla ilgili ne gibi çıkarımlarda bulunurdunuz? Gerçek şeyleri değil, sadece gerçekliğin mağara duvarındaki yansımalarını görüyorsunuz. Aslında algınızın ne kadar zayıf olduğunun farkında mısınız? Duvara zincirlenmişken dünyada olup biteni ne kadar az anladığınızı görüyor musunuz?

Tuhaf ve ürkütücü bir senaryo mu? Yoksa etrafımızdaki hayatı ne kadar az anladığımız konusunda gerçekçi bir benzetme mi?

Antik Yunan filozof bunu “Mağara Benzetmesi” olarak tanımlar. Aynı kavramı Plato’nun Diyaloglar’ında da bulursunuz. Diyaloglar, Plato ile eski öğretmeni Sokrates arasında geçen sohbetlerden oluşur. Sokrates bir bir filozofun mağaradan kurtulan ve artık gerçekliği olduğu haliyle gören bir mahkum gibi olduğunu söyler.

Bir açıdan, güçlü sorular gölge suretleri yerine etrafımızdaki gerçekliği olduğu gibi görmemize yardımcı olan araçlardır. Eşiniz çocuklarınızdan biriyle ilgili bir olayı anlatır. Acaba anlatımı tarafsız mıdır? Bir iş arkadaşınız, çok fazla bilgi sahibi olmadığınız bir alanda bir yatırım teklifi sunar. Değerlendirmesi ne kadar doğrudur?

İki durumda da aslında sadece gölgeleri görürsünüz; diğer kişinin olanlar veya olacaklarla ilgili süzülmüş ve taraflı görüşünü alırsınız.

Esas itibariyle bizler Sokrates’in benzetmesindeki mağaranın duvarına zincirlenmiş mahkumlardan farklı değiliz. Hayatı süzgeçlerle yaşıyoruz.

Sokrates, antik Yunanistan’da yaşamıştı. Güçlü sorular sormak konusunda bir ustaydı. Nutuk çekmek yerine, öğrencilerine onları düşünmeye zorlayan sorular sorarak eğitim veriyordu. Bu sorular sayesinde, öğrencilerin eğitim sürecinde zihinlerini etkin olarak kullanmalarını sağlıyordu. Bu sayede öğrencilerin varsayımlarını ortaya çıkarıyordu. Yavaş ama emin adımlarla konunun özüne iniyordu.

Sokrates bir derse “Erdem nedir?” ya da “İyi nedir?” diye sorarak başlardı. BU kelimeleri sürekli kullanırız. Ama ne anlama geldiklerini gerçekten biliyor muyuz? Bugün bütün dünyadaki birçok üniversite, eğitim sistemlerinde “Sokrat Yöntemini” kullanıyor; en ünlülerinden bir tanesi Harvard İşletme Fakültesi.

Sokrates hiç şüphesiz hayatını sık alıntılanan şu sözüne uygunşekilde yaşıyordu: “Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez”.

Sokrat Yöntemi’ni kullanarak mesleki ve özel hayatınızda büyük atılımlar yapabilirsiniz. Sokrates’e nasıl daha çok benzeyebilirsiniz? Öncelikle, değerlendirmeler, yargılar, varsayımlar veya emirler yerine sorularla başlayın.

Şu örnekleri inceleyelim;

“Müşteri hizmetimizi geliştirmeliyiz” yerine;

“Bugün müşteri hizmet kalitemizi nasıl değerlendiriyorsunuz?” veya “Hizmetimiz müşteri sürekliliğini nasıl etkiliyor?”

“Bak, bu yaz bir iş bulmazsan sana harçlık vermeyeceğiz,” yerine;

“Bu yaz yapmak istediğin şeyler konusunda ne gibi fikirlerin var?” veya “İş arayışının nasıl gittiğini merak ediyorum. Nelere bakıyorsun?”

“Asabiyetinden bıktım usandım,” yerine;

“Asabiyetinin en yakınındaki insanlarla ilişkilerini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?”

Sokratik zihin yapısını benimseyin ve mağaranızdan çıkın! Varsayımları sorgulayın. Kelimelerin başkalarının doğal karşıladığı anlamlarını sorgulayın. Etrafınızdakileri, onlara canlılık kazandıracak bir öğrenim ve keşif yolculuğuna çıkarmak için soruları kullanın.

Author

Write A Comment