Hiçbir zaman kaybetmem. Ya kazanırım, ya da öğrenirim.

                                                                                          Nelson Mandela

 

Zaman. En büyük belirleyici olarak hayatlarımızın merkezinde. Dün, bugün ve yarın arasına sıkışmış kalmış bir şekilde yaşarken zamanı hatırlamak için bile zamana ihtiyacımız var.

“Anı yaşa!”, “Akışta ol!”, ”Şimdi ve burada”, vb. mottoları içinde bir şeyleri kaçırmadan, atlamadan yaşamanın telaşı içinde olanlar ve yaşayanlar için değil sözüm. Sözlerim; dünde kalanlar, gelecekte yaşayanlar, tam olarak an mottosu içinde kalsa da yine de yetişemeyenler, farkında olmayanlar, geç kalanlar, önden gidenler, telaşlılar, aşırı sakinler, plansızlar, erteleyenler için….

Okulda yaptığım koçluk çalışmalarına katılan bir öğrencimle yaptığımız ilk seansta tam da bu konu çıkmıştı karşımıza. ZAMAN… Yapılan yaşam çarkı alanlarını yorumlarken vardığı sonuç onu da şaşırtmıştı. Yaptığı yorumlardan ulaştığı sonuçlar, bunların farkındalığı hem görmeye hem de yaşamaya değerdi. Odaklanamadığından ve unutkanlığından yola çıkarken, zaman ile olan bağına ve algısına ulaşması, hayatını zorlaştıran durumun zamanı algısından kaynaklandığını fark etmesi uzun sessizliklere dönüşmüştü. Gelecekte yaşamak, sürekli gelecekte neler olacağını düşünmek, bu düşüncelerin oluşturduğu kaygı ortamı onu planlama yapmaktan,  şimdiden, an dan  uzaklaştırmış, odaklanma, unutkanlık ve erteleme davranışı olarak kendini göstermişti. Farkındalığı ile yaptığı aksiyon planına, paylaşılan teknikleri ekleyerek bağlı kalan ve yol alan öğrencimde, yaşadığı değişimin etkisi memnuniyet verici oldu.

Zaman deyip geçmeyelim lütfen. Zaman algısının nereden geldiği konusunda hala araştırmalar yapılmakta. Birçoğuna göre kalıtımsal bir özellik. Diğer bir gruba göre aileden ve eğitimden geliyor. Amerikalı yazar Robert V. Levin’e göre zaman algısının bir de kültürel boyutu var. Levin 1997 yılında yayımladığı Zamanın Coğrafyası isimli kitabı için ekibi ile birlikte 30 ülke gezmiş. Araştırmanın sonuçlarına göre İsviçre, İrlanda, Almanya ve Japonya zamanın en hızlı aktığı ülkeler olarak ön plana çıkmışlar. Sürekli bir yere yetişmeye çalışan, zamanı verimli olarak kullanmaya çalışan kültürler bunlar. Zimbardo’ya göre gelecek odaklı insan semptomları gösteriyorlar. Öte yandan Meksika, Endonezya, Brezilya ve El Salvador, zamanın en yavaş aktığı ülkeler olmuş. Bu ülkelerde yaşayanların zaman kavramları oldukça esnekmiş. İnsanlar zamana değil, zaman insanlara uyuyormuş. Zimbardo’ya göre bu, günümüz odaklı insanların sergileyeceği bir davranış.*

Zaman algısının kişinin yaşamındaki öneminden bahsetmek kadar kişinin, zamanın, hayatındaki yerini anlamasını sağlamakta bir o kadar anlamlı. Stanford Üniversitesinde yine Prof. Zimbardo’ nun, zaman algısına olan ilgisi sonucunda yaptığı meşhur Stanford Hapishane deneyi de bu anlamda oldukça dikkat çekici. Zimbardo ve ekibi bir grup üniversite öğrencisine ilginç bir teklifte bulunmuş: “iki hafta boyunca kampüste yarattığımız sahte hapishaneye girip mahkummuş gibi davranın!”. Ekip başka bir grup öğrenciden, arkadaşlarının yattığı hapishanenin gardiyanları olmalarını istemiş. Beklenmedik bir şekilde, gardiyan rolündeki öğrenciler mahkumlara kötü davranmaya, mahkum rolündekiler ise, gardiyanların karşısında pasifleşmeye başlamış. Öğrencilerin rollerini bu kadar benimsemesi araştırmacıları şaşırtmış, yaşananlar nedeniyle altıncı günün sonunda deneyi bitirmek zorunda kalmışlar. Bu deney üzerine Zimbardo düşünmeye başlamış: Hepsi rasgele seçilmiş, başarılı birer üniversite öğrencisi olan bu gönüllüler nasıl olur da dünyadan bu kadar kopabilirler? Deney bittikten sonra hayatlarına geri döneceklerini ve aynı sınıfta okumaya devam edeceklerini unutmuş olabilirler mi? Acaba deney sırasında öğrencilerin geçmiş ve gelecek algıları uçmuş olabilir mi? *

Zimbardo’ ya göre insanlar zamanı algılayışlarına göre altı kategoriden birine düşüyorlar. Her insanda her kategori biraz var ama birisi daha baskın. Temelde üç zaman odağı var. Geçmiş zaman odaklılar, şimdiki zaman odaklılar ve gelecek zaman odaklılar. İki grup geçmişte, iki grup gelecekte ve iki grupta şimdi de yaşıyor.* Acaba “Siz vaktinizi hangi zaman diliminde geçiriyorsunuz?”.

Ne yaşadığımız kadar bunu nasıl yaşadığımızın temelidir zaman. Balıkların suda yüzdüklerini algılamaması gibi, insanlar da çoğu kez içinde yaşadıkları zamanı unuturlar. Çoğunlukla geçmiş, gelecek ya da şimdi zaman merkezlerinden birine saplanıp kalırlar.

Dilerim ki; geçmiş, keşkelerinizin, gelecek, gerçekleşmeyecek hayallerinizin mimarı olmadan, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında dengede kalmanın yollarını öğrenerek hayatınızı kolaylaştırmak, yaşamanın tadına varmak için Erteleme!(den) Başla!(mak),  kişisel yolculuğunuzun pusulası olsun.

Sevgilerimle….

 

*(Mümin Sekban, Başarı Bilimi, Alfa, İstanbul, 2016,144-145-158-159).

Author

Write A Comment